Müminin Asıl Hayatı Ahirettedir

Peygamber Efendimiz (sav), bir hadis-i şeriflerinde ahiretin yanında, dünya nimetlerinin, aldanılmayacak kadar değersiz kaldığını şöyle bir örnekle açıklamıştır:

"Ebu Hureyre radıyallahu anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:" Cennette, yay kadar bir yer, güneşin üzerine doğduğu veya battığı şeyden (dünyadan) daha hayırlıdır. (Buhari, Bed'ü'l-Halk 8, Tefsir, Vakı'a 1; Müslim, Cennet 6, (2826); Tirmizi, Cennet 1, (2525).)

Peygamberimiz (sav)'in bildirdiği gibi, bu dünyadaki nimetler ne kadar güzel, etkileyici ve kalıcı görünse de, insan bunların ardında gizlenen bu önemli gerçeği hiçbir zaman unutmamalıdır. Yalnızca bir aldanıştan ibaret olan bu dünyanın geçici süslerine kapılmanın, kendisini hem dünyada hem de ahirette hüsrana sürükleyeceğini bilmeli, her anında bu şuurla hareket etmelidir.

"Bu dünya hayatı, yalnızca bir oyun ve '(eğlence türünden) tutkulu bir oyalanmadır'. Gerçekten ahiret yurdu ise, asıl hayat odur. Bir bilselerdi" (Ankebut Suresi, 64) ayeti, dünya hayatının imtahan için yaratılmış bir yer olduğunu ve ve asıl hayatın ahiret olduğunu insanlara açıkça bildirmektedir.

Bu gerçeğe rağmen, dünya hayatının geçici nimetlerini elde etmek için hırsa kapılmak, bunların sıkıntısını yaşamak büyük bir yanılgı olur. Dünya nimetleri, Rabbimiz'in kullarına bir lütfudur. Bu gerçeği takdir edip, tüm bunları Allah (cc)'ın rızasını kazanabilmek için bir yol olarak gören kimseleri Rabbimiz, hem dünyada hem de ahirette "güzel bir hayat" ile müjdelemiştir.

Abdülkadir Geylani Hazretleri, eserlerinde yer alan tefekkürlerinde dünya hayatının geçiciliğini sık sık hatırlatmış ve bu dünyaya aldanmamaları konusunda iman edenleri şöyle uyarmıştır:

Bir gaflet uykusundasın... Hem de tamamen. Gafletin, dünya yüzünden mi oldu?... O halde dinle... Bak Hak Taala anlatıyor

"Dünya hayatı; ancak bir oyundan ve oyalanmadan ibarettir... (47/36)

Bu Ayet-i Kerime, dünyanın ne olduğunu anlatırken; sen hala ona dalıp gitmektesin... Ve ona sıkı sıkıya sarılmaktasın... Kendine göre mazursun; çünkü gafilsin...

Niçin böylesin? Allah seni burası için mi yarattı? Yoksa öbür alem için mi yaratıldın?...
Şunu kat’i bil ki, sen öbür alemin malısın.. Bu alem fanidir. Uyanık zatlar nazarında hiçtir...

Buranın sıkıntılı ve meşakkatli alemi neylersin? Öteleri iste... Yüceleri arzula...

(Mektubat-ı Geylani, Abdülkadir Geylani, Bahar yayınları. s. 43, Üçüncü Mektup)